Sempozyum

slider5VII. Türkiye Uluslararası Sosyal ve Uygulamalı Gerontoloji Sempozyumu

Saygıdeğer Meslektaşlarımız, Değerli Katılımcılar!

Göstergeler başka şey söylüyorsa da yaşlılar hayatlarından memnun görünüyorlar. Bu görünüş aldatıcı olabilir. Emile Durkheim’in dediği gibi “İnsan aklı güvenilir değildir; sosyal dünyayı sadece titiz araştırmalarla tanıyabiliriz”. Bu yüzden ülkemizin nüfus yapısındaki değişimler bizi, yaşlılık ve yaşlıların yaşam durumuyla şimdiye kadar olduğundan daha fazla ilgilenmeye zorlamalıdır.

Psikolojik ve psikiyatrik hasta, toplumdan soyutlanmış ve yalnızlaşmış yaşlılar çoğalıyor. Türkiye’nin de gerçeklerinden biri haline gelen alkol, ilaç bağımlılığı ve intihar gibi yaşlılar arasında çoğalan durumları tabulaştırmadan tartışmamız gerekiyor.

Özellikle yaşlılıkta bakıma muhtaçlık sorunu ve genellikle bununla bağlantılı olan yaşlılara yönelik şiddet, ihmal ve istismar, tartışılması gereken önemli konulardır. Yaşlı engellilerin yanı sıra, sayıları daha fazla olan çocuk ve genç engellilerin durumu gelecek açıdan alarm veriyor. Yaşlı kadınların sorunlarına çözüm ararken, genç kadınların, büyükannelerinin akıbetine uğramamaları için bugünden önlem alınması gerekiyor. Bu gelişmelerden neredeyse bütün toplumsal alanlar etkileniyor. Hiçbirimiz bu gelişmelerin dışında değiliz.

Yaşlanma ve yaşlılık, çok boyutlu ve karmaşık olgulardır. Tıbbi, psikolojik ve sosyolojik çözümlerle yaşlılığı ölümün gelmesini bekleme dönemi olmaktan kurtarabiliriz. İnsanın yaşam süresinin uzamasının nerede sona ereceği bilinmezken, yaşlılık bugün hayatımızın üçte birini kapsayan bir yaşam dönemi haline gelmiştir. Elli yaşındaki torun sahibi bir kadının, torununun çocuklarının evliliklerini görme şansı artmıştır. Bugün dünyaya gelen kız çocuklarının yarısı 22. yüzyılı görebileceklerdir.

Erkeklerin de yaşam süresi hızla uzamaktadır. Yakın gelecekte ülkemizin nüfusunun önemli bir bölümü yaşı 60’ın üzerindeki insanlardan meydana gelecektir. Kaba tahminlerden hareket ederek 2050 yılında Türkiye’de bunların sayısı 30 milyonu aşacaktır.

Artık insanlar kendilerine ne kadar yaşayacaklarını değil, nasıl yaşayacaklarını sormaktadırlar. Modern Tıbbın sağladığı olanaklar, sağlıklı beslenme ve hijyenik ortamların yaygınlaşması gibi pek çok yaşam koşullarını iyi yönde değiştiren gelişmeler, hayata sürekli yeni yıllar eklemektedir.

Ancak hayata eklemeyi başardığımız sürenin kazançlı olabilmesi için başarılı yaşlanma ve yaşlılıkta yaşam kalitesi, kilit kavramlarımız olmalıdır. Hedefimiz yaşlıları yoksulluktan kurtarmak, hastalık ve bakıma muhtaçlıktan arınmış bir yaşlılık dönemi ve hayata dönük yaşlılar yaratmak olmalıdır. Bu sadece birey açısından değil, sosyal güvenlik sistemleri açısından da çok kazançlı bir tekliftir. Hasta ve bakıma muhtaç yaşlılar azaldıkça, sosyal giderler azalacak, dolayısıyla “boşalan kasalar” dolacaktır.

Demografik yaşlanmanın ulusal etkilerinin yanı sıra uluslararası etkileri de bilimsel kaynaklarda sürekli vurgulanan konuların başında gelmektedir. Olumsuz olan etkileri giderek belirginleşmekte, ekonomik ve politik küreselleşmenin yanı sıra, toplumsal yaşlanma, küresel bir sorun haline dönüşmektedir.

Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın 1980’li yıllardan beri yaptığı uyarıları ciddiye almak ve toplumsal yaşlanmanın olumsuz sonuçlarına karşı başlatılan uluslararası mücadelede yerimizi almamamız gerekiyor.

Akdeniz Üniversitesi’nde 19.-21. Ekim 2016 tarihleri arasında düzenleyeceğimiz VII. Türkiye Uluslararası Sosyal ve Uygulamalı Gerontoloji Sempozyumu, bu ortak mücadelenin ve yaşlılığı yaşanılır bir yaşam dönemi kılabilme isteğinin bir göstergesi olarak kabul edilmelidir.

VII. Türkiye Uluslararası Sosyal ve Uygulamalı Gerontoloji Sempozyumu, toplumsal yaşlanmanın farklı düzlemlerdeki baskılarını hissetmeye başladığımız şu dönemde yaşlılığın “ağlayan” yüzünü güldürmek üzere planlanmıştır. Ulusal ve uluslararası bilim insanlarının katılımıyla bir bilim şöleni olacaktır.

Yedinci kez düzenlediğimiz bu Sempozyum Türkiye’nin uluslararası Gerontoloji alanına açılan bir kapısıdır. Bilimsel katkılarının yanında ülkemizin imajı ve istihdam alanlarının algılanmasına da katkıda bulunmaktadır. Yaşlılığın planlanabilir bir yaşam dönemi olduğunu kanıtlarıyla ortaya koymakla kalmayıp, gerontolojik uygulama alanlarına dikkat çekmektedir. Amaç sadece sorunları masaya yatırmak değildir, aksine çözümlerini de ortaya koyarak, bunları masadan kaldırmaktır.

VII. Türkiye Uluslararası Sosyal ve Uygulamalı Gerontoloji Sempozyumu; yerel ve merkezi yönetimleri demografik gelişmeler konusunda uyarmak, bilgilendirmek, daha iyi sosyal politikalar üretmelerine yardımcı olmak amaçlarının somutlaşmış biçimidir.

Yaşlanmanın sadece yeterlilik kaybı anlamına gelmediğini, aksine yeterlilik kazançlarıyla da bağlantılı bir süreç olabileceğini, ekonomik, sosyal ve psişik birikimler ve bunların birey ve toplum adına kullanabilecek birer potansiyel olduklarını göstermeye çalışan VII. Türkiye Uluslararası Sosyal ve Uygulamalı Gerontoloji Sempozyumu, aynı zamanda yaşlılığın sürekli değişen yeni simalarını ortaya koyacaktır.

Türkiye açısından önemli olduklarına inandığımız vizyon ve misyonuyla, bu sempozyumun gelenekselleşmesinden büyük bir sevinç ve kıvanç duymaktayız. Sizleri de VII. Türkiye Uluslararası Sosyal ve Uygulamalı Gerontoloji Sempozyumu’na davet ederiz.

Saygılarımızla.

Prof. Dr. Terence SEEDSMAN,  Prof. Dr. İsmail TUFAN, Yrd. Doç. Dr. Suzan YAZICI